Bir İhtiras Labirenti: Napolyon Bonapart
Napolyon,Fransa imparatoru olarak Avrupanın siyasi ve askeri hayatını yirmi yıldan fazla süre hakimiyeti altına almıştı.Napolyon, sadece geniş topraklar fethetmekle kalmamış;aynı zamanda askeri,siyasi ve teknik konulardaki düşüncelerini yayarak dünyadaki orduları ve hükümetleri etkilemiş bir isimdi. Napolyon'un köklerinde,gelecekteki ihtişamına dair hiçbir işaret yoktu.15 ağustos 1769 yılında Corsica'dak Ajacco kentinde,hiçbir "Bounaperte"'ın asker olmadığı küçük ama soylu bir Korsikalı-İtalyan ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.İlk eğitimi "centilmenlik" üzerineydi.Ailesi onun pür pak bir hayat sürmesini istiyordu.Ama o zamanlar küçük Napolyon'un dünyayı değiştireceğini ve bunu yaparken hiç de centilmen olmayacağını bilmelerine imkan yoktu. Gençlik çağına gelince Napolyon subay olmak istiyordu.Fransa'daki askeri akademiye yazıldı.On altı yaşında mezun olduğunda topçu ocağına girmişti bile.Ancak bu sırada tüm dünyayı değiştirecek olaylar yaşanıyordu:Fransız İhtilali... İhtilal ile birlikte rütbesi ve sorumluluğu artmaya başlamıştı.Bu arada Napolyon ailesini Corsica'dan taşıyarak Fransa'ya getirdi.Soy ismini de daha fransızca çalan Bonaparte'ye çevirdi.Genç Napolyon'un kendsini göstermesi için büyük bir fırsat doğuyordu bu arada,çünkü Fransa o esnada dört bir yandan kuşatma altındaydı. Bu arada genç Napolyon,fransa devrim askerlerinin Toulan'da kuşattıkları bir ingiliz birliğiyle savaşmak için cepheye koşmuştu ve ilk kez bu savaşta imparatorluğa giden yollar açılacaktı ona... Toulan'da dağılma emareleri gösteren bir topçu birliğini derleyip toparlayarak büyük bir şan kazandı.Bu başarısının ardından Napolyon,henüz yirmialtı yaşındayken tuğgeneraliğe yükseltiliyordu. 5 ekim 1795 yılında,Paris'ta çıkan bir ayaklanmada meşhur tek vuruşluk "peşrev esintisi" ateşini yaparak bu ayaklanmayı bastırdı.Ödül alarak İtalya ordusu komutanlığına getirildi.1796-97 yılında Avusturyalılara karşı parlak zaferler kazanarak ününü pekiştirdi.Hatta bazı çarpışmlarda Napolyon,bizzat çarpışmaya katılabiliyordu. Zaferlerinin kazandırdığı avantajlarla 1797 yılının sonlarına doğru hem İtalya hem de Avusturyayı kontrol etmeye başladı.Fransa ordusunun bir komutanı olan Napolyon,artık tüm diğer güçlerin kabusu olmuştu. Napolyon'un aklında hep İngiltere vardı.Ancak ordusunun Manş Denizi'ni geçerek Britanya'ya saldıramayacağını da iyi biliyordu.Britanya adasına saldıramasa da İngiltere için hayati öneme sahip bir yere saldırabilirdi:Mısır! General Napolyon,ordusu ile birlikte Mısır'a çıkarma yapmıştı.Ancak bu ona pahalıya patlamıştı.Tüm Fransız donanması,Amiral Nelson komutasındaki İngiliz donaması tarafından imha edilmiş,kara ordusunun ise yarısını Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu yok ediyordu.Ancak bu sorunlar onu yıldıramayacaktı,gözünü konsüllüğe dikmişti... Fransa'ya dönen Napolyon,yolsuzluğa bulaştığı iddia edilen hükümete karşı çıkarılan ayaklanmaya katıldı.9 kasım 1799 yılında başrılı bir darbe ile Fransa'nın ilk konsülü olmuş,fiili olarak diktatör yetkileriile donatılmıştı.Bu ona kafi gelmeyecekti,1802 yılında anayasayı değiştirerek kendisii önce "ebedi konsül",sonrada İmparator ilan ettirdi.Bir zamanlar bir onbaşı olan Napolyon,şimdi Fransa'nın tek patronuydu... Artık planlarını uygulamaya başlayabilirdi!Zaten çoğunu fethettiği Avusturya'yı kendine bağladı.Ülke içnde ise kendi otoritesini arttıran, "Napolyon Kanunları"'nı hazırlattı.Bu değişiklik genel itibariyle,devrimde kazanılan hakları koruma altına alıyor ve inanç özgürlüğü sağlıyordu. İç politikada çok centilmen davranan Napolyon,dış politikada ise aynı derecede saldırgan bir tutum izliyordu.1803 senesinde kılıçlar kınından yeniden çekildi,bu sefer düşman ezeli rakip İngiltere idi.Ancak Napolyon'un planı başkaydı,o İngiltere adasına direkt olarak bir çıkarma yapmak istiyordu.Kuşkusuz bunun için devasa bir donanmaya sahip olması gerekecekti... İngiltere ise Fransa karşısında bildik planını,yani diplomatik yollarla Fransa'yı etkisiz yapmak istiyordu.Bir ay sonra İngiltere;Rusya ve artık eski gücünden eser kalmayan Austurya'yı safına çekiyordu.Ayrıca Napolyon'un dev bir donanma hazırladığı haberlerinden dolayı Amiral Nelson Londra'ya çağırılıyordu. Dev bir filo hazırlamış olan Napolyon 1805 senesinde,Tralfalgar yakınlarında Amiral Nelson komutasındaki İngiliz donanması ile,Mısır'dan sonra tekrar karşı karşıya geldi.Bu savaşta birkez daha Nelson'a mağlup olan Napolyon,İgiltere'yi kendi evinden vurma planıından vazgeçiyordu.Nelson ise bu savaşın ardından ulusal bir kahraman oluyordu. Ancak Napolyon pes etmemişti.Denizde yenenmemişse karada yenebilirdi...Disiplinli Fransız ordusu ile Napolyon,Trafalgar savaşının ardından zaman kaybetmeden sefere çıkıyor,Ulm'da Avusturyalıları mağlup edip ve hemen ardından birleşik Avusturya-Rus ordularını yeniyordu.Bu savaşlarla Napolyon,Tilsit anlaşmasının yolunu açtı.Bu antlaşma ile Avrupa,Fransa ve Rusya arasında paylaşılmıştı. Fransa'nın iştahı dinmez imparatoru,1807 yılında topraklarına Portekiz'ide kattı.Ardından İspanya'yı,300 bin Fransız askerine mal olsa da ilhak etmeyi başardı.Artık sıra,Avrupa'da İngiltere dışında kalan tek güçü devlette,yani Rusya'daydı! SONUN BAŞLANGICI:RUSYA SEFERİ Fransa ve Rusya ilişkileri zaten kötü gidiyordu.Özellikle Rusya'nın İngiltere safında yer alması Napolyon'un gözünü buraya dikmesine sebeb olmuştu.Ayrıca Fransız mallarına ağır gümrük vergileri yükleyen Rusya,adeta Napolyon için bir çıbanbaşıydı.Nihayet Napolyon,600 bin kişilik devasa ordusuyla,o zamana kadar görülmüş en büyük operasyonu başlatıyordu.Bu ünvanı daha sonra Hitler,yine Rusya'ya başlattığı 3 milyon askerin katıldığı Barbarossa Operasyonu ile Napolyon'un elinden alacaktı. Napolyon dev ordusuyla Rusya'ya girdi.Hızla ilerleyen Fransa birçok noktada rus ordusunu mağlup etti.Buna rağmen rusya'nın ana ordusu,bir türlü Napolyon'un karşısına çıkmıyordu.Çünkü Rusya'nın şeytani bir stratejisi vardı:Bekle,yor ve öldür... 24 haziran 1812 yılında başlayan operasyon,eylül ayına gelmişti.Rus ordusu,Fransız ordusunun kış şartlarının ortasında kalmasını istediğiden sürekli geri çekiliyordu.Napolyon komutasındaki Franszı ordusu ise hem rus ordusunu kovalayıp hem de kış bastırmadan Moskova'ya girmek istiyordu. Rus çarı,Fransız ordusunu peşine takmış,Rusyanın içlerine doğru çekiyordu.Ve Rus ordusu,Moskova'nın Fransız ordusunun eline geçeceğini anladığında Moskova'daki tüm yiyecek kaynakların yok ederek ve yakarak Moskova'yı bir harabeye çevirdi.Napolyon ve onun aç ordusu Moskova'ya girdiğinde,sadece harabe bir kent bulacaklardı. Napolyon Moskova'ya girdiğinde elde ettiği ganimet,sadece acımasız kış şartlarıydı.Bu arada Moskova'nın alınması Napolyon'a olan faturası ağır olmuş,150 bin askerini kaybetmişti.Nihayet 19 ekim 1812'de Napolyon barış yaparak Fransa'ya dönmeye karar verdi.Ancak Rus Çarı'nın barışa pek niyeti yoktu.O zamana kadar bekleyen rus ordusu,o anda tüm güçleriyle taarruza geçti.Bir yandan Rusya,bir yandan da kış şartları altında ezilen Fransız Ordusu,paramparça olmuştu.600 bin askerle yola çıkan Napolyon,geriye sadece 50bin askerle dönebiliyordu.Yıllar sonra Hitler de aynı kaderi paylaşacaktı. Paris'e döndüğünde ise Napolyon için isyan sesleri yükseliyordu.Nihayet ekim 1813 yılında çıkan büyük bir isyanla Napolyon tahtan indiriliyor ve Elbe adasına sürgüne yollanıyordu. Avrupa ülkeleri ise,Fransa'da kurulan yeni hükümetle hemen bir anlaşma yapmış ve Fransa'nın Napolyon devrinde kazandığı tüm toprakları geri almışlardı. Napolyon ise Elbe adasına doğru giderken yeniden tahta geçme planları kurmaya başlamıştı bile... KÜLLLERİNDEN DOĞUYOR... 1815 martında Napolyon,kendisine Elbe Adasında bakçilik yapacak olan 3 bin askeri kendi safına alarak Fransa'ya dönüyordu.Ayrıca Bordeux şehrinde,Kral XVIII.Louis tarafından Napolyon'u yakalamak için göderilen Mareşal Michel Ney komutasındaki Fransız ordusunu da kendi tarafına geçirtiyordu.Kısa bir süre sonra Napolyon,yeniden Fransa'nın tek patronu olmuştu... Napolyon'un tekrar imparator olduğunu öğrenen Avrupa,adeta ayağa kalkmıştı.Kısa bir sürede Avrupadaki tüm devletler,sırayla Fransa'ya savaş ilanını duyurmaya başladılar. Ayrıca General Wellington komutasında dev bir birleşik ordu kurdular.Napolyon,yeniden Avrupa'yla karşı karşıyaydı. Nihayet Napolyon komutasındaki Fransız ordusu ile Wellington komutasındaki Birleşik Avrupa Ordusu Waterloo ovasında karşı karşıya geldiler.Özellikle komutanlarıyla iletişim kurmakta güçlük çeken Napolyon,ağır bir yenilgi almaktan kurtulamıyordu.Mahvolmuştu...Artık kaderi tamamen Avrupalı devletlerin elindeydi... Perişan olmuş Napolyon,yeniden sürgüne yollanıyordu.Bu sefer St. Helen adasına yollanan Napolyon,5 mayıs 1821 yılında mide kanserinden ölünceye kadar bu adada sefalet içinde yaşadı. Ölümünün ardından,kendisinden geriye kalanlar Paris'teki Les Invalides'e gömülmek üzre 1840'a kadar Fransa'ya getirilmedi. ............... Ve sonuç; Napolyon,son yapılan anketlere göre Fransız halkı için adeta bir başbuğ.Ancak Fransa dışında pek de sevildiği söylenemez. Her şeye rağmen Napolyon,bir Osmanlı hayranıydı."Bana Türklerden kurulu bir ordu verin dünyayı rehin alayım","Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu" gibi sözlerle türk milletini övmüştür.Ancak bu sözlerinin birçoğunu,derin ihtirasından dolayı söylediği de apaçık ortadadır.Nitekim Mısır'a girdiğinde halka dağıttığı bildirilerde,Osmanlı alehinde birtakım sözler sarfetmekten de kaçınmamıştır.



















Yorumlar
Yeni yorum gönder