General Kış'ın İki Kurbanı: Napolyon & Enver Paşa

Tarihi simâları daha önce bir kere daha karşılaştırmıştım. Ama o yazımda sadece tek taraflı delil bulmaya çalışmıştım, ancak bu yazımda daha nötr bir durum izlemeye çalışıp nesnel bazı kanıtlar koyacağım.

 

Türk tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri, hiç kuşkusuz Enver Paşa'dır. İstihbarat ağı, operasyonları, sözleri, kısaca tüm hayatı halen konuşulmakta. Ancak, Enver Paşa'nın Osmanlı devlet yapısındaki hızlı yükselişi, özellikle devlet görevlileri tarafından onun Napolyon'a benzediği gibi karşılaştırmaları da beraberinde getirecekti. Peki, bu karşılaştırma gerçekten yapılabilir mi?

 

Aslında Enver Paşa'nın bu konu hakkında "Beni Napolyon'a benzetiyorlar. Bunu kabul edemem, ben ikinci adam olamam!" gibi süper egoist bir yorumu olsa da, biz bu karşılaştırmayı bazı nesnel sonuçlar çerçevesinde değerlendirmek istedik. Öncelikle, bu iki ismin benzediği taraflarını açıklayalım;

 

 

  • İkisi de, ileride patronları olacakları ülkenin asıl ırkına mensub değillerdi. Napolyon bir Korsikalı, Enver Paşa ise bir Arnavut idi.

 

 

 

 

  • İkisi de orta direk ailelerde doğmuşlardı. Çocuklukları ne zenginlik ne de yoksulluk içerisinde geçmiştir.

 

 

 

 

  • İkisinin de babaları asker idi. Asker olma isteklerinin altında bu sebeb yatıyor olabilir.

 

 

 

 

  • İkisi de, devrim nidalarının atıldığı ortamlarda dünyaya gelmişlerdi. Napolyon Fransa'daki meşhur ihtilali yaşarken, Enver Paşa da baskıcı olarak görülen Sultan Abdülhamid'e karşı ayaklanılan bir ortamda büyüyecekti.

 

 

 

Napolyon ve Enver Paşa

 

  • Devlet hiyerarşisindeki tüm kademeler üzerinde tam otorite kurmuşlardı. Napolyon, sürgüne yollandığı Elbe Adası'ndan, kendisini tutsak olarak gözetlemeleri için yollatılmış muhafızları kendi safına geçirerek tahtına otururken, Enver Paşa Türk tarihindeki en tirajk operasyonlardan biri olan Sarıkamış'ı bir yıl kadar halktan saklamayı başaracaktı.

 

 

 

 

  • İkisinin de hayalleri çok büyüktü. Napolyon, tüm Avrupa'yı tek bayrak altında toplamayı planlarken, Enver Paşa Turanı kurmak ve yeniden Orta Avrupa'yı Osmanlı sancaklarının hakimiyeti altına almak istiyordu.

 

 

 

 

  • İkisi de genç yaşta imparatorlukların başına geçeceklerdi. Napolyon 30 yaşında Konsül, 35 yaşında İmparator olurken; Enver Paşa 34 yaşında Osmanlı'yı yöneten üç kişiden biri olmuştur.

 

 

 

 

  • İkisi için de sonun başlangıcı, Ruslara karşı yaptıkları operasyonlar olacaktı. Napolyon, o zamana kadar ki en büyük operasyonu 500 bin(bazı kaynaklarda 1 milyon) asker ile Rusya'ya karşı başlatmış, ancak Paris'e 50 bin asker ile dönebilmişti. Enver Paşa ise, hepimizin bildiği Sarıkamış harekatı ile sonunu hazırlamıştı. Başlıktan da belli olabileceği gibi, her ikisi de düşmana değil; kış şartlarına yenilmişlerdi...

 

 

 

 

  • İkisinin de hayatı sürgünde bitecekti. Napolyon, sürgüne yollandığı St. Helen Adası'nda mide kanserinden ölürken, Enver Paşa karlı bir Kafkas ovasında Rus mitralyözünden çıkan kurşunlar ile hayata veda ediyordu.

 

 

 

Ve bu iki önemli kişinin zıtlıkları;

 

 

 

  • Napolyon askeri kariyerine alt kademe bir görevde başlarken(topçu piyadesi), Enver Paşa yüzbaşı olarak ve askeri okulu derece ile bitirerek başlıyordu.

 

 

 

  • Napolyon, sıcak çatışmalara ve hatta süngü savaşlarına en ön saflarda katılırken; Enver Paşa hiçbir zaman sahaya inmeyecekti, emir noktası olarak kabul edilecekti.

 

 

 

 

  • Napolyon asıl başarısını dış ilişkilerde kazanmıştı, neredeyse tüm Avrupa'yı Rusya ile paylaşmıştı. Ancak Enver Paşa askeri zekasını sadece devlet içerisinde kullanmış, Sultan Abdülhamid'in keskin diplomatik hamlelerini profosyonelce püskürtmüştü.

 

 

 

 

  • Napolyon Alman ırkından nefret ederken, Enver Paşa bir Alman hayranıydı. Hatta, Napolyon'un "Tanrı ile ispanyolca, kadınlarla italyanca, erkeklerle fransızca ve köpeğimle almanca konuşurum." gibi Alman ırkını aşağılayan sözleri de mevcuttur.

 

 

 

 

  • Napolyon devletin askeri organlarını ve savaş stratejilerini değiştirirken, Enver Paşa sosyal reformlara yoğunlaşmıştı. Ufak bir örnek vermek gerekirse, Napolyon Fransız ordusuna "kare" stratejisini kazandırırken, Enver Paşa arapça harflerin ayrık yazılması ile oluşturulan "Enveriye" isimli alfabeyi kullanıma sokmuştu.

 

 

 

Tarihin iki önemli ismiydi onlar... Zamanlarında, onlarca kişinin gözünde ulaşılamaz ve ulu olarak gözüküyorlardı. Ancak, sanki ölüm onların tüm bu ihtişamlı yaşamlarına nazire yaparcasına, onları yapayalnız bir şekilde yakalayacaktı...


 

Yorumlar

Yazılarınızı takip ediyorum ve çok hoşuma gidiyor. İnşallah hep bu kalitede ve seviyede yayınlarınız devam eder..

İyi Günler

Kış şartları bahsinde bu komutanlarla benzerlik gösteren bir kişi daha var ..Adolf Hitler trajı komiktir oda son hamlesini Ruslara karşı yapmıştı onun sonu ise Stalingrad mağlubiyeti olacaktı...

bence enver almanlara paşanın hayranlığı yaptığı en büyük hatadır zaten napolyon hayatını hep savaşlarla geçirmiştir hep olayın kalbindedir ama enver paşa onun kadar değildir ve bence napolyon ne kadar yenilgiye uğrasa da ülkesine çok yararlı olmuştur özellikle de enver paşaya göre adam savaş stratejisi yaparken bizimki savaş zamanı gidip alfabe çıkartıyor

Yazı kadar yukarıdaki, Türkçe'yle ilgili olan, yazı da harika. Yalnız şunu önemle belirtmek isterim ki, Enver Paşa Alman ırkına değil, onların teknolojik gücüne hayrandı. Ayrıca Sarıkamış'ın facia ile sonuçlanması onun suçu değil, Allah'ın bir taktiridir. Bizim askerimiz var sayın ki Yemen'den geldi, ince elbiseler giyindi...... Rus askerleri de mi aynı şekildeydi? Neden onlar da yaklaşık 23.000 ölü ve bir o kadar da soğuktan elini kolunu kaybeden askerle döndüler? Evet bu yaşanan bir faciadır, ama başarı ile sonuçlanacak olsa Dünya Siyasi Haritası'nı değiştirecek bir girişimdir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi