Kitap İnceleme: Hilafetin Tarihsel Gelişimi ve Kaldırılması

 

Hilafet bugünlerde yeniden tartışılmaya başlandı. Bazı kesimler halifeliğin kaldırılmasını bir hata olarak görürken, bir kısım ise halifeliğin kaldırılmasının yerinde olduğunu belirtiyorlar.

 

Benim karşı çıktığım, bazı insanların "Halife olsaydı ABD rahat dolaşamazdı Ortadoğu'da!" söylemleri... Bu insanlar ya hayatlarında tarih okumamışlar, ya da bazı kesimlerin atıp tutuğu herşeye inanıyorlar. Kitaba geçmeden önce halifeliğin son 8 asrına ufak bir göz atalım.

 

Halifelik, normalde "Allah'ın yeryüzündeki gölgesi, peygamberin halefi" anlamına gelmektedir. Yani, devlet yönetiminden ziyade dini bir makamdır. Emevilerin yıkılışına kadar Halife'nin hem dini hem de siyasi gücü vardı. Ancak, Abbasi halifesi ile bu azaldı. Moğol atlılarının Bağdat'a girip Halife ve oğullarını kılıçtan geçirmesi ile, Halife'nin islam devletleri arasındaki itibarı neredeyse tamamen bitti.

 

Abbasiler de parçalandıktan sonra, halifelik Mısır'daki devletlerin koruması altına geçti, ancak artık sadece dini bir anlam taşıyordu. Yavuz Mısır seferi nihayetinde, halifeliği Osmanlı hanedanına geçirecekti.

 

Aslında, halifeliğin ilk dört halifeden sonra bozulduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, halife normal şartlar altında seçimle iş başına gelmeliydi. Fakat bu kural hiçbir zaman uygulanamayacaktı.

 

Osmanlı'ya halifelik geçmesine rağmen, halifeliğin hiçbir gücünün kalmadığı anlaşılıyor. Şah İsmail'in halife makamındaki Kanuni'ya yazdığı hakaretler bunun apaçık göstergesidir.

 

Osmanlı, yıkılış evresinde halifeliğin siyasi gücünü diriltmek istemiştir. Fakat, hem islam devletlerinin o sıradaki durumu, hem de halifenin artık otoritesini kaybetmesinden dolayı askeri olarak hiçbir yardım görememiştir.

 

Cumhuriyetin kurulmasından sonra, henüz 10. yılını bile doldurmamış, halkının büyük çoğunluğunun daha laikliğin ne demek olduğunu bile bilmediği bir ülke için, halifelik makamı gereksizdi. Zaten, kaldırılmasına hiçbir islam ülkesi ses çıkarmamıştır. Ne, 1. Dünya Savaşı'nda Lawrance'ın toprak vaadine kanıp bizi arkadan vuran Araplar, ne de Halife Vahidettin'in askeri yardım çarısına cevap bile yazmayan Hindistanlı müslümanlar...

 

Şimdi geçelim kitaba... Türkiye’de demokrasinin serüvenine bakıldığında ister din-devlet ilişkilerinin gelişimi ya da başka bir ifadeyle laikleşme boyutuyla olsun, ister Batılı devlet modelini oluşturma yönünde yaşanmış kurumsal değişim boyutuyla, hilafet başlıca aktörlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu itibarla modernleşme sürecinde geleneksel siyasal yapıyla adeta özdeşleşen hilafetin gelişimi ve kaldırılması hangi bakış açısıyla ya da ideolojik tasarımla olursa olsun Türkiye üzerine yapılan tüm araştırmalarda vurgu yapılan başlıca konular arasında yer almaktadır.

 

Bu kitabın amacı da aslında bundan farklı değil. Ancak bunu yaparken süreç yalnızca 19. yüzyıl sonrasındaki gelişmelerle sınırlı tutulmamıştır. Konu daha geniş bir zaman sürecinde, ancak belli bir plan doğrultusunda ele alınmıştır. Böylelikle okura kurumun bütünsel bir gelişim çizgisinin ve her yeni dönemde farklı fonksiyonlarla biçimlenişinde etkili olan başlıca kırılma noktalarının sunulması amaçlanmıştır.

 

Kitap Hakkında Bilgiler

 

 

Kitap Adı : HİLAFETİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE KALDIRILMASI

Yazarı : NAMIK SİNAN TURAN

Türü : Tarih

 

 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi