Doğumunun Bininci Yılında Kaşgarlı Mahmud

Kaşgarlı Mahmud, 1009 yılında Kaşgar'da Opal köyünde doğmuştur. Babası Hüseyin, Barsganlıdır. Dedesinin adı ise Mehmet'tir. Ataları Buhara fatihi Arslan İlig Han'a kadar dayanmaktadır. Kaşgarlı Mahmud, Medrese-i Hamidiyye ve Medrese-i Saciyye'de okumuştur. 1057 yılında babası ve ailesinin bir saray suikastine kurban gitmesi sonucu Kaşgar'ı terketmiş, uzun yıllar Türkistan'daki diğer Türk şehir ve bölgelerini dolaşmış, çoğu Türk boyu ve obalarıyla temas kurmuş, Türkçe kelimelerin Türk lehçelerindeki okunuşlarını, anlamlarını, hatta yeri geldikçe Türk kültürüne dair bazı bilgileri birer birer not almış, Bağdat'a giderek "Divan-ı Lugatü-Türk"ü yazmaya başlamıştır ve 1072 yılında bitirerek, Halife Muktedi'ye sunmuş, onunda onayı ile kitap çoğaltılarak, Türk dilinin öğrenilmesi için bir klavuz kitap haline getirilmiştir.

 

 

Eserin Yazılma Amacı

 

11. yüzyılda Bağdat'taki Hükümet makamları, hatta halife sarayı bile Türk nüfusu altına girmişti. Yıkıldı yıkılacak halifelik makamını Türkler ayakta tutmaktaydı. Halife, Türklerin bir dediğini iki etmiyordu. Daha doğrusu Türkler, çökmek üzere olan İslam medeniyetini diriltmişler ve ona bir hız vermiştiler. Bütün siyasi işler de Türklerin eline geçmişti. Valiler bile Türklerden seçilmekteydi. Türklerle iyi geçinmek isteyenlerin Türkçe öğrenmeleri zorunluluk haline gelmişti. İşte "Divan-ı Lugatü-Türk" bu nedenle kaleme alınmış ve çoğaltılmış, hatta o devrin medreselerinde bile okutulmaya başlanmıştır. Bu eserle görülmüştür ki, o devre kadar kabul edilen Arapça Türkçeden daha yüksek bir dil değildir. Bilim ve siyaset dili olarak da TürkçeArapça kadar kullanılabilir.

 

Bu Kitap Nasıl Bulundu?

 

Vanioğullarından Maliye Nazırı Nazif Paşa'nın hısmı bir kadın, Sahaflar Çarşısı'nda Burhan Efendi'ye satmak üzere bir kitap getirmiş, o da bu kitabı Maarif Nezaretine götürmüştür. Fakat Maarif Nezareti gereken ilgiyi göstermeyecektir. Burhan Efendi daha sonra kitabı Ali Emiri Efendi'ye göstermiştir. O, kitabın kıymetini anlayarak satın almış ve yaprakları dağınık halde bulunan bu kitabı ciltlettirmiştir. Ziya Gökalp'in kitaptan haberi olmuş, fakat Ali Emiri Efendi kitabı ona dahi göstermemiştir. Ziya Gökalp kitabı bastıralım demesine karşın, Ali Emiri Efendi buna da yanaşmamıştır. İşe Sadrazam Talat Paşa el attıktan sonra kitap basılabilmiştir. Eski "Teracim-i Ahval" kitapları Kaşgarlı Mahmud'dan bahsetmeseler de bu kitaptan söz ederler. Bunlardan birisi de "Keşfü'l Zünun"un yazarı Katip Çelebi'dir. Ondan daha önce, "Ayni" denen Ayıntaplı Mahmut "Divan-ı Lugatü-Türk"ten bahsetmiştir.

 

Not: Yazı, Farklı Tarih bünyesine yeni katılmış olan Mert Altaş tarafından kaleme alınmıştır. İlk yazısı münasebeti ile kendisine teşekkür edip başarılar diliyoruz.

Kaynaklar
1) Besim Atalay, "Divan-ı Lugatü-Türk" Tercümesi 1.Kitap, TTK Yayınları 521, Ankara 1992, s.XI
2) Ömer Faruk Akün, İslam Ansiklopedisi, 25. Cilt, Ankara 2002, s.10
3) B. Atalay, A.g.e, s.XI
4) Ö.F. Akün A.g.e, s.10-11
5) B. Atalay, A.g.e, s. XIV-XV
6) Ö.F Akün, A.g.e, s.11
7) B. Atalay A.g.e, s.XII-XIII
8) B. Atalay A.g.e, s.XVIII-XX


 

 

Yorumlar

"Doğumunun Bininci Yılında" daha iyi bir başlık olabilir. :D Harika bir yazı olmuş, tebrikler.

Ehehehe, benimde kafama iftar programı izlerken dank etti. Nasıl gözden kaçırmışım şaşırıyorum, oruç-sıcak ikilisinin sonuçlarından biri olmalı :D

Ufak bir hata, dikkatininiz için teşekkürler.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi