Napolyon
Amiral Nelson'un Bilinmeyenleri
Cum, 01/01/2010 - 15:15 tarihinde Osman Bulut gönderdi
Amiral Nelson, dünyayı fethe çıkmış Napolyon'u denizlerde darmadağın etmiş, hatta Osmanlı sultanı 3. Selim tarafından bir şeref nişanı ile ödüllendirilmişti. Napolyon'a denizlerde göz açtırmayan Nelson, buna karşılık tek gözünü savaşlarda kaybetmişti.
Tuz ve barut kokulu İngiliz donanmasına 1771 yılında girdi. 1779'a kadar sıradan donanma görevlerinde yer alan Amiral Nelson, 1779 yılında, 20 yaşında Amerikalı "asilere" karşı ilk savaşını verecekti. İlk kez birbirini boğazlayan insanları gören Nelson için, bu kanlı yol yeni başlıyordu.
Mısır'a çıkartma yapan Napolyon komutasındaki Fransız donanmasını 1798 yılında Ebubakir Savaşı'nda mağlup eden İngiliz donanmasının başındaki isim olan Nelson, kısa sürede İngiltere'de ün salacaktı. Bu başarısından dolayı 3. Selim tarafından Nelson'a, Osmanlı tarihinde bir ilk olan ödül verilecekti; askeri nişan... Osmanlı tarihinde o zamana dek hiçbir yabancı komutana bu ödül verilmemişti. İlerleyen yıllarda Napolyon'un devasa donanmasını Trafalgar'da mağlup eden Amiral Nelson'un kamuoyunda pek de bilinmeyen yönleri şu şekilde;
Napolyon'un Bilinmeyenleri
Cum, 01/01/2010 - 10:30 tarihinde Osman Bulut gönderdiDünya tarihinde çoktur tüm cihanı tek bayrak altına alma sevdalısı hükümdarlar. Uldız'dan Cengiz Han'a, Fatih'ten Hitler'e kadar... Ancak bunlardan bazıları, bu hedefleri için tüm dünyayı ateşe atmayı dahi göze almışlardı; işte bunlardan biri de Napolyon Bonaparte idi...
Fransız bayrağını Avrupa'nın kalbine diken Napolyon, Atlantik'ten Rusya'ya dek muazzam bir toprak parçasını fethetmişti. Çocukluğunda aldığı ilk ders olan centilmenliği, savaşlarında neredeyse hiç kullanmayacaktı. Ancak herşeyin olduğu gibi onun da bir sonu vardı. General kışı dikkate almadan Rusya üzerine sefere çıkan Napolyon, bu sefer ile sonunu başlatıyordu. Sürgüne yollatılan Napolyon, dönmeyi başardıysa da Waterloo Savaşı ile yalnızlık içerisinde öleceği St. Helen Adasına yeniden sürgüne yollanacaktı.
İşte bu maceralı insanın kamuoyunda pek de bilinmeyen yönleri;
General Kış'ın İki Kurbanı: Napolyon & Enver Paşa
Per, 12/31/2009 - 19:04 tarihinde Osman Bulut gönderdiTarihi simâları daha önce bir kere daha karşılaştırmıştım. Ama o yazımda sadece tek taraflı delil bulmaya çalışmıştım, ancak bu yazımda daha nötr bir durum izlemeye çalışıp nesnel bazı kanıtlar koyacağım.
Türk tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri, hiç kuşkusuz Enver Paşa'dır. İstihbarat ağı, operasyonları, sözleri, kısaca tüm hayatı halen konuşulmakta. Ancak, Enver Paşa'nın Osmanlı devlet yapısındaki hızlı yükselişi, özellikle devlet görevlileri tarafından onun Napolyon'a benzediği gibi karşılaştırmaları da beraberinde getirecekti. Peki, bu karşılaştırma gerçekten yapılabilir mi?
Aslında Enver Paşa'nın bu konu hakkında "Beni Napolyon'a benzetiyorlar. Bunu kabul edemem, ben ikinci adam olamam!" gibi süper egoist bir yorumu olsa da, biz bu karşılaştırmayı bazı nesnel sonuçlar çerçevesinde değerlendirmek istedik. Öncelikle, bu iki ismin benzediği taraflarını açıklayalım;
Türk Tarihinde Askeri Darbeler
Per, 12/31/2009 - 17:49 tarihinde Osman Bulut gönderdi
Güncel fonotikteki yazılışı ile "darbe", Türkiye lûgatine İkinci Dünya Savaşı'nın ardından giren bir kelime. Ancak, askeriyenin devlete el koyması Türk tarihinde pek de az rastlanılan bir olay değil... Aslında tüm dünya tarihinde de bu böyleydi.
Sezar'dan tutun da Napolyon'a kadar birçok büyük hükümdar, askeri gücünü kullanarak imparator olabilmişlerdir. Sezar Galya'dan "muzaffer general" imajı ile dönünce parlemantoyu feshetmiş, Napolyon da Mısır'dan döndükten sonra konsül olabilmiştir. Peki, Türk tarihinde darbelerin yeri ne?
Türk hükümdarları tarih boyunca genellikle askeri altyapıdan gelmiştir. Yani şimdiki zamana uyarlarsak; Türk hükümdarlarının çoğu hem Başbakan'dır hem de Genelkurmay Başkanı. Ancak, ordunun alt kademesindeki bir generalin kışkırtması ile ordu hükümdara karşı ayaklanabiliyordu.
Napolyon Efsanesi Sona Eriyor: Waterloo Savaşı
Pzt, 12/28/2009 - 16:43 tarihinde Osman Bulut gönderdiNapolyon, generallikten konsüllüğe, ve konsüllükten de krallığa çok kısa sürede yükselmiş bir isimdi. Hem diplomatik hem de askeri yollardan Avrupa'nın 3/4'ünü Fransa bayrağı altına almış, Madrid'ten Moskova'ya çok büyük bir perde çekmişti. Hatta, bu hızlı yükselişi sebebiyle, reenkarnasyona inanan birkaç din bilimcisi, Hitler'in Napolyon'un reenkarnesi olduğunu iddia etmekteler. Bu konuda birkaç iddia da var; mesela Hitler'in Paris'i ilhak ettikten sonra Paris'te sadece 3 saat durmuş olması ve bu üç saatin bir saatini Napolyon'un mezarı başında geçirmiş olması gibi.... Ama konumuz bu değil.
Napolyon'un bu hızlı yükselişi, Rusya'ya karşı yaptığı sefer ile son bulacaktı. O zamanki en büyük askeri operasyonu 400 bin asker ile başlatan Napolyon(Bu rekoru daha sonradan Hitler egale edecektir), Çar'ın dahice stratejisi sonucu Paris'e sadece 50 bin asker ile dönüyordu. Napolyon'un ayağını kaydırmak isteyen Paris'teki muhalefet bu fırsatı kaçırmayacaktı; büyük bir isyan çıkartıldı. Napolyon, Elbe Adasına sürgüne gönderiliyordu... Ama hiçbirşey henüz bitmemişti!
Papaların Karizmalarını Çizdirdiği En Büyük Üç Olay
Cmt, 12/26/2009 - 13:57 tarihinde Osman Bulut gönderdiPapalık makamı, özellikle orta çağ Avrupa’sında en etkili makamdı. Papa, tek bir emriyle dünya krallarını dinden aforoz edebilirdi, bu aforozun sonucunda da o kral, krallığından bile olurdu. Ancak, Papalarda gerektiğinde karizmalarını çizecek davranışlarda bulunabiliyor. İşte bunlardan 3 tanesi;…
Papa makamının otoritesinin yerle bir olmasını sağlayan ilk olay, tanrının kırbacı Attila tarafından gerçekleştirilmişti. Bildiğiniz gibi Attila, kurduğu büyük orduyla Katalon Savaşında Romalıları mağlup etmiş ve Roma sınırına dayanmıştı. Roma, surların dışından gelen vahşi haykırışlarla inliyordu. Attila kararlıydı, Roma’yı yerle bir edecekti…
Ama tam o esnada, Roma’nın devasa kapıları açıldı ve Hristiyan dünyasının ruhanî lideri Papa, arkasındaki heyetle kapılarda gözükmüştü. Attila, gözlerini Papa’ya kilitledi. Ancak, tüm Roma ve Hun askerleri de gözlerini bu büyük buluşmaya kilitlemişlerdi… Attila, kendi otoritesini göstermeliydi. Ve yapacaktı da!
Bir İhtiras Labirenti: Napolyon Bonapart
Cum, 12/25/2009 - 19:27 tarihinde Osman Bulut gönderdiNapolyon,Fransa imparatoru olarak Avrupanın siyasi ve askeri hayatını yirmi yıldan fazla süre hakimiyeti altına almıştı.Napolyon, sadece geniş topraklar fethetmekle kalmamış;aynı zamanda askeri,siyasi ve teknik konulardaki düşüncelerini yayarak dünyadaki orduları ve hükümetleri etkilemiş bir isimdi.
Napolyon'un köklerinde,gelecekteki ihtişamına dair hiçbir işaret yoktu.15 ağustos 1769 yılında Corsica'dak Ajacco kentinde,hiçbir "Bounaperte"'ın asker olmadığı küçük ama soylu bir Korsikalı-İtalyan ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.İlk eğitimi "centilmenlik" üzerineydi.Ailesi onun pür pak bir hayat sürmesini istiyordu.Ama o zamanlar küçük Napolyon'un dünyayı değiştireceğini ve bunu yaparken hiç de centilmen olmayacağını bilmelerine imkan yoktu.

















Son yorumlar
1 gün 22 saat önce
2 gün 1 dak önce
2 gün 7 dak önce
2 gün 1 saat önce
2 gün 3 saat önce
2 gün 12 saat önce
3 gün 1 saat önce
3 gün 5 saat önce
4 gün 21 dak önce
5 gün 5 saat önce