Rusya

General Kış'ın İki Kurbanı: Napolyon & Enver Paşa

Tarihi simâları daha önce bir kere daha karşılaştırmıştım. Ama o yazımda sadece tek taraflı delil bulmaya çalışmıştım, ancak bu yazımda daha nötr bir durum izlemeye çalışıp nesnel bazı kanıtlar koyacağım.

 

Türk tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri, hiç kuşkusuz Enver Paşa'dır. İstihbarat ağı, operasyonları, sözleri, kısaca tüm hayatı halen konuşulmakta. Ancak, Enver Paşa'nın Osmanlı devlet yapısındaki hızlı yükselişi, özellikle devlet görevlileri tarafından onun Napolyon'a benzediği gibi karşılaştırmaları da beraberinde getirecekti. Peki, bu karşılaştırma gerçekten yapılabilir mi?

 

Aslında Enver Paşa'nın bu konu hakkında "Beni Napolyon'a benzetiyorlar. Bunu kabul edemem, ben ikinci adam olamam!" gibi süper egoist bir yorumu olsa da, biz bu karşılaştırmayı bazı nesnel sonuçlar çerçevesinde değerlendirmek istedik. Öncelikle, bu iki ismin benzediği taraflarını açıklayalım;

 

 

Rusya'nın Yeni Petrosu: Vladimir Putin

Tam bir sosyalist, tam bir başkan ve tam bir Rus; Vlademir Putin... Dünya onu 1998 yılındaki FSB(Rusya İç İstihbarat Servisi) başkanlığına getirilmesi ile tanıdı. Çeçen direnişçilere karşı uyguladığı baskıcı politika, Rusya'nın rahat bir nefes almasını sağlayacaktı.

 

Putin, dünyanın soğuk savaş ve nükleer tehditler ile çalkalandığı 1952 yılının Ekim'inde; eski Leningrad, yeni St. Petersburg'da doğdu. Parlak bir öğrenciliğin ardından, Leningrad Üniversitesi Hukuk Bölümü'nden 1975 yılında mezun olacaktı. Yüksek lisansını ekonomi alanında yapan Putin'in gözleri, KGB sıralarındaydı...

 

KGB sınavlarını geçen Putin, alt kademe ajan olarak Almanya'da göreve başladı. Yabancı dillerdeki başarısı onun ülke dışında görev almasını kolaylaştırmıştı. Almanya'daki kademesi arttıkça, kendisine verilen görevler de artıyordu. Fakat, Alman Şansölyesi Helmut Kohl'u takip ederken Alman istihbarat servisi tarafından yakalandı. Bu, Almanya'daki görevinin bittiği anlamına da geliyordu..

 

Putin, Almanya dönüşünde reformcu kesimlerle irtibatını sıklaştırmaya başladı. Üniversitede görev aldıktan sonra, 1996 yılında Moskova'ya geldi. 1998 yılında Yeltsin tarafından FSB'nin başına getirilmesi onun için de bir milad oluyordu; artık hedefi çok daha yükseklerdeydi!