Medeniyetler Çatışması

İki Saatlik Ermeni Devleti: Kilikya Mezopotamya Cumhuriyeti

Bu yazımda sizlere belki de dünyanın en kısa ömürlü devleti olan ‘’Kilikya Mezopotamya Cumhuriyeti’’nin sıradışı öyküsünü anlatacağım.


2 saatlik ömrüne çok önemli notları sığdıran bu devlete tarih sayfalarında neden yer verilmiyor?


Devlet kurma vaadiyle bölgeye yerleştirilen Ermeniler bu teoriyi pratiğe dönüştürmek isterken neden destek bulamadı?


Bu devletin kurulmasına kimler, niçin engel oldu?

 

*************

 

Tarih: 5 Ağustos 1920

 

Henüz 4. ayını bile doldurmayan TBMM zorlu günler geçiyordu. Edirne, Kırklareli, Gelibolu birer birer işgal edilirken, daha emekleme dönemini geçiren meclis ülkenin 4 bir yanında çıkan ayaklanmalarla sarsılıyordu.

 

Anadolu’nun ortasında, küçük bir kasabada, Ankara’da, tüm zorluklara rağmen yepyeni bir devletin temelleri atılırken, 500 kilometre güneyde, Çukurova’nın kalbi Adana’da ölüm korkusu ve katliamlar almış başını gidiyordu.

 

Bütün bu yaşananlara dayanamayan halk şehri terketmiş, dörtte üçü boşalan şehir sahipsiz kalmıştı. Bunu fırsat bilen bir grup Ermeni devlet kurma emellerini kâğıt üzerinde çoktan gerçekleştirmişti bile.

 

 

Karabağ Sorunu

Bugün Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan üçgeninde çözüme giden yolu tıkayan Dağlık Karabağ sorunu;
İki halkın arasındaki tarihten gelen çözümsüzlük…

 

Kafkaslar toplumların, kültürlerin, sınırların iç içe geçtiği bir coğrafya. Bu paylaşılamama durumu sadece Ermenistan – Azerbaycan arasında değil, birçok Kafkas halkı arasında yaşanıyor. Ancak bugün ki siyasal ortamda en çok öne çıkanı Batı’nın da etkisiyle Karabağ.

 

Ortaçağdan önce Karabağ’da hangi toplumun egemen olduğuna dair kesin bir sonucuna ulaşılmış değil. 1813’te Rus Çarlığı tarafından Tatar bozkır bölgesine bağlanan Karabağ’da o dönem Ermeniler Azerilere göre azınlıktaydı. Yukarı Karabağ’da ise Ermeni nüfusu Azerilere göre çoğunluktaydı.

 

 

2.Kore Savaşı Senaryosu

Birkaç yıl önce Ortadoğu hakkında akıl almaz komplolar üreten ABD menşeili basın/yayın grupları, bugünlerde aynı teorileri Kuzey Kore hakkında üretiyorlar. İran'ın nükleer projelerini askıya almasına neden olan bu bir dizi teori, şimdi de Asya'nın soğumamış bölgesi olan Kuzey Kore'de tartışılıyor. Peki bir nükleer savaş, onların söylediği gibi bu kadar olası mı? Olası ise, bu savaşa start verecek olan ülkeler hangileri olabilir?

 

Nükleer silah kullanmak, bir ülkenin tek başına karar verebileceği birşey değil. Eğer böyle birşey yapılırsa, arkasından gelecek olan tehlike de göz önüne alınmalı. Soğuk Savaş boyunca nükleer silahların kullanılmamasının temel sebebi de buydu aslında; ne ABD ne de SSCB nükleer silahın zararlarını göze alamadı. Ancak, şimdi politika sahnesinde çok daha çılgın bir ülke var: Kuzey Kore...

 

Kelimeleri ile Yüzlerce Savaşa Yön Verdi: Sun Tzu

Tarih, bize savaşların sayısal üstünlükten ziyade stratejik inceliklerle kazanıldığını defalarca gösterdi. Ancak, bir savaş stratejisi oluşturmak; hem soğukkanlı olmayı hem de ince bir zekayı gerekli kılar.

 

Dünya tarihine damgasını vurmuş çoğu büyük liderin başucu kitabı, dünyanın en eski savaş stratejisi kitabı olan Savaş Sanatı(Bing-Fa)'dır. Bu kitabın yazarı olan Sun Tzu, aslında büyük bir asker değildi, ancak kalemi ile yüzlerce savaşa yön verdi.

 

Tzu'nu hayatı hakkında çok az bilgiye sahibiz. Hatta, Tzu hakkında bulunabilen tek kaynak, M.Ö 2. yüzyılda tarihçi Sima Quin tarafından kaleme alınmış bir biyografi. Sima Tzu'yu, M.Ö 6. yüzyılda WU krallığında yaşamış bir general olarak anlatır. Buna göre Tzu, ünlü Çinli düşünür Konfüçyüs ile de çağdaştı. Tzu, kendi ırkının yaptığı gibi, gezerek akademik çalışmalarda bulunmak yerine paralı asker olacaktı. Ve onu ölümsüz yapacak yol da böylece açılıyordu...

 

Amerika Tarihinin Kara Lekesi: Vietnam Savaşı

Soğuk Savaş, SSCB'nin Afganistan'da aldığı yenilgi ile Amerika lehine sonuçlanmıştı. Ancak, Amerika özellikle Uzak Doğu'daki birçok sıcak çatışmada, tabiri caizse "çıkmaz yola girecekti". İşte bu sıcak çatışmaların en önemlisi, şüphe yok ki Vietnam Savaşı'ydı...

 

20 Temmuz 1954 yılında, Amerika güdümlü Güney Vietnam ile SSCB güdümlü Kuzey Vietnam'ın birleşmesini  öngören Cenevre Antlaşmaları, ABD güdümlü Güney Vietnam tarafından kabul edilmemişti. Kuzey ve Güney'in 17. paralelin iki yanında bir paylaşıma gideceği görülüyordu. Ancak, büyük devletlerin masalarında bambaşka planlar yatıyordu...

 

Büyük Oyunun Küçük Sahnesi: Kuzey Kore

 

Dünya, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından, savaşın iki galibi olan ABD ve SSCB kutuplu bir şekle dönecekti. Bu kutuplaşma, Küba gibi önemli merkezlerde birçok kez sıcak çatışmalara döndü. Ancak, tüm bu olumsuzluklara rağmen, o zamanki sorunlar şimdilerde büyük ölçüde azalmış durumda. Tek bir yer hariç; Kuzey Kore...

 

Kuzey Kore, 1950 yılında sınırını ihlal ederek Güney Kore'ye girmiş ve Türkiye'nin Nato'ya giriş diyeti olan Kore Savaşı'nı başlatmıştı. Ancak üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen bu sorun çözülemedi, hatta son aylarda doruk noktasına ulaştı...

 

Haçlı Seferlerinin İlk Kıvılcımını Papa Ateşliyor: "Tanrı Bunu İstiyor!"

 Medeniyetler çatışması denildiğinde akla her zaman haçlı seferleri gelmiştir. Yüzbinlerce kişinin katıldığı bu seferler, ne yazık ki her iki tarafa da zarardan başka bir getirisi olmamıştır.

 

Bu yazımda size bu savaşın çıkmasının temel tetikleyicisi olarak gösterilen Papa II. Urban'ın hîtabını yazacağım. 1095 yılının bir Kasım günü Fransa'nın Clermont şehrinden 150 bin asker ve din adamına seslenen Papa, o zamana kadar savaşa tepkisiz kalmış birçok hristiyan ülkeyi de kendi peşine takacaktı...

 

Duyacaklarınız, göreceklerinizdir!

2. Haçlı Seferi

 

Kuddüs'ün Selehaddin tarafından zapt edilmesinin ardından, Vatikan yeniden savaş hazırlıklarına başlamıştı. Papa III. Eugenius'a göre kutsal topraklar kafirlerin elinde olamazdı. Kısa sürede Avrupa'nın önde gelen krallarına haçlı seferi için çağrıda bulunuldu. Bu haçlı seferi, öncekinden çok daha büyük olacaktı!

 

Fransa Kralı Louis, Alman Kralı Kondrad ve Birleşik Hristiyan orduları Kuddüs'e doğru yola çıktı. 145 bin kişilik zırhlı bir armadaya benzeyen Haçlılar, doğu ülkelerini talan etme rüyasıyla Anadoluya yelken açmışlardı. Selçuklu hükümdarı Sultan Mesud da, gerekli gerilla savaşı için şrtları hazırlamaya başlamıştı bile!

 

Birinci Körfez Savaşı: Ortadoğu'da Petrol Satrancı

 Birinci Körfez savaşı, hem Ortadoğu hem de tüm dünya açısından bir milad olmuştur.ABD, o zamana kadar yarıştığı SSCB’nin yanında artık Ortadoğu için de aktif bir güç olacaktı.Aslında Körfez Savaşı, 30 kadar ülkeden oluşan koalisyon güçleriyla Irak arasında olan bir savaştan ziyade, ABD ve Batı Dünyası için Doğu’ya açılma anahtarını vemiş bir savaştı…

 

Savaşın kökleri ise oldukça karışık…Hatta kökleri Osmanlıya kadar uzanıyor…İşte hikayesi;

 

Savaşın çıkmasının temel sebebi olan Kuveyt, 1913 yılında imzalanan Londra Barış Antlaşmasına göre Osmanlı Irak’ının bir parçasıydı. Birinci Dünya Savaşının ardından bölgeyi ele geçiren İngilizler, pek çok toprağa yaptıkları gibi bu bölgeyi de ikiye ayırdılar:Kuveyt ve Irak Emirliği…Ancak Irak halkı hiçbir zaman bu ayrılığı kabul etmeyecekti!

 

1960 yılına geldiğimizde, Irak halkı bu birleşmeyi dile getirmeye başlamışlardı. Bu, İngiltere açısından potansiyel bir tehlike oluşturuyordu.aynı zamanda İsrail sorunuyla uğraşan İngiltere, Kuveyt’e asker yollamak zorunda kaldı.Asayiş, bir süreliğine de olsa sağlanmıştı.Peki İngiltere Kuveyt’ten çıkınca ne olacaktı?

 

1980’e geldiğimizde, Ortadoğu’da yeni bir savaş patlak veriyordu; Irak-İran Savaşı.Kuveyt ise bu savaşta Irak’ı desteklediğini açıklamakta gecikmedi.Amaçları, Şiilere karşı bir ittifak kurmaktı.Savaşın ardından ise, Irak’ı ağır bir borç faturası beklemekteydi…

 

Bitmeyen Savaş: Filistin-İsrail Savaşı


Orta doğu...Modern zamanlarda çok önemli değişiklikler geçirmiş,eski ve köklü coğrafya...Bernard Lewis'in ifadesiyle Birinci Dünya Savaşı öncesinde ortadoğuda ikibuçuk devlet vardı; Osmanlı,İran ve yarım olan Mısır. Dünya savaşı sonrasında ise bu ikibuçuk devletin yerini irili ufakl birçok devlet aldı.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortadoğuda birçok Arap devlet kuruldu. Bu devletlerin çoğu İngiliz mandasından kurtuluyorlardı. Ancak yeni oluşan bu arap devletlerin temel sorunu Filistin meselesiydi. Diğer taraftan bu arap devletlerin dış politikaları da farklıydı. Soğuk savaş sırasında Sovyetlerin Orta Doğu'ya sızmasına pek dikkat edilmemişti.Ancak İsrail'in kurulması Arap dünyasını derinden etkilemişti.