Türk & İslam Tarihi
SELÇUKLU SULTANLIĞI VE İSLAM HALİFELİĞİ
Cum, 03/12/2010 - 01:59 tarihinde beyter gönderdiSELÇUKLU SULTANLIĞI VE İSLAM HALİFELİĞİ
1043 yılında sürekli Büveyhoğullarının saldırısına maruz kalan ve baskı altında olan Abbasi Halifesi Selçuklulardan yardım istemiş, Tuğrul Bey elçilere çok iyi davranıp onları ağırlamışsa da hâkimiyetini güçlendirmeden davete icap etmemiştir. Ancak 1055 yılında yola çıkabilmiştir.
Büyük Selçuklu'nun Anadolu'nun Fethi Politikası
Çrş, 03/03/2010 - 20:31 tarihinde İbrahim Beyter gönderdiSelçukluların Türkmenlere Karşı İzlediği Siyaset
Selçukluların kuruluşundan itibaren onları uğraştıran en temel meselelerden birisi de Oğuzların göçü ve iskânı meselesidir. Oğuzlar planlı programlı yaşamayı pek sevmezler. Devlete ise zayıf bir bağ ile bağlı olup bağlı oldukları Boy Beyi’nin hükümdara bağlılığı vasıtasıyla merkezle ilişkileri vardır. İşte bu vaziyette oğuzlar üzerinde hiçbir yaptırım gücü olmayan Hükümdar, Oğuzların kendilerine göre yurt ve hayvanlarına otlak bulma gailesi nedeniyle sürekli hareket halinde olup çoğu zaman yerleşik Müslüman halkın ya ekinlerine zarar veriyor ya da yağma hareketlerinde bulunmalarına rağmen kendi tebaası saymış ve onların bu sorunlarını halletmeye çalışmıştır. Selçuklular genelde bu sorunu şu yolla halletme cihetine gitmişlerdir:
Atatürk Dönemi Tarih Çalışmaları ve Öğretimi
Per, 02/18/2010 - 00:56 tarihinde kazaklar gönderdi
Tarih, milletlerin dolayısıyla insanlığın hafızasıdır. İnsanoğlunun bütün faaliyetleri tarihin konusu içerisine girer. “ Tarih ilmi insanların zaman ve mekân çerçevesinde husule getirdikleri tekâmül hâdiselerini, bunların şuursuz iptidaî hallerinde, tabiat eserleri yahut mâşeri bir vücudun fertleri ve toplulukları sıfatıyla yaptıkları fiillerinde tecelli eylemeleri itibariyle ; ve mâşeri hayatında mevzuu bahis ayrı hallerde rol ve ehemmiyetleri tayin ve tesbit edilen psikofizik âmillerin teşkil ettiği illî bağlılıklar çerçevesinde tetkik tasvir eder.”
Tarih, bize geçmişteki olayların nasıl cereyan ettiğini öğreterek hali, dolayısıyla kendimizi ve insanlığı tanıtır, böylece geleceğin nasıl olabileceğine dair ipuçları verir. Tarih öğretimi, “yurt sevgisinin beslenmesine yarayan en mühim amildir.” Tarih ilmi kişiye, içinde yaşadığı toplum ile canlı irtibatı olmazsa bir hiç olduğu gerçeğini telkin eder.
Yavuz Sultan Selim Filmi mi?!
Cum, 02/05/2010 - 20:47 tarihinde Osman Bulut gönderdi
Duymayanlar için açıklayayım; Yavuz Sultan Selim isminde, başrolde Doğuş (şarkıcı olan) olan bir film gündemde. Fragmanı da duyurulmuş, buradan izleyebilirsiniz.
Aslında fragmanı izleyince herkesin aklında tek birşey oluşuyor, "bu da ne yahu!". Böyle bir film neden çekilir, film ekibinden hiçkimse çıkıp "biz napıyoruz hakikaten" demez mi? Savaş meydanında (ha bir de şu mesele var; adobe'yle falan mı yaptınız şu savaş meydanını yahu) aerobik hareketlerle bağırıp yarıçıplak düşmana saldıran bir sultan var, müzik desen çalıntı, oyuncular ayrı bir komedi.
Moğol Kasırgası Hız Kesiyor: Ayn Calut
Çrş, 01/27/2010 - 12:45 tarihinde Osman Bulut gönderdi
Moğol akınlarının aslında temelde tek bir nedeni vardı; kendilerine itaat etmeyen tüm halkları yok etmek. 13. yüzyılın başlarında, tarihin belki de en ihtiraslı ve idealist komutanlarından Cengiz Han'ın çevresinde birleşen bu saklı kalmış ırk, 20 yıl dahi geçmeden Macar steplerinden Pekin bozkırlarına dek devasa bir toprak parçasına keyifle kurulmuşlardı.
Cengiz Han'ın ölümüne dek akınlar Avrupa, Sibirya ve Uzakdoğu eksenli iken, Cengiz Han'ın ölümü ve ülkenin hanlıklara ayrılmasının ardından özellikle İlhanlı Hanlığı'nın yeni hedefi Ortadoğu ve İslam dünyası olacaktı. Korkma sırası İslam Devletleri'ne gelmişti!
1255'te Moğolların efsanevi komutanı Hülagû, Abbasi Halifesi'ne ve tüm İslam diyarlarına savaş ilan ettiğini duyurdu. Eski Pers, o zamanki Moğol topraklarından yola çıkan yüzbinlerce Moğol atlısının mızrakları, Bağdat'ı gösteriyordu. Akıllarında iki asır önce İslam ordularının Talas'taki katliamı olan hırçın Moğol orduları, Bağdat kapılarına çoktan dayanmışlardı.
Şehir çok dayanamadı; o zamana dek tüm Doğu'nun hem kültürel hem ekonomik açıdan lider şehri konumundaki Bağdat, tarihinde görülmemiş bir katliama uğruyordu. Moğollar üzerine en kapsamlı kitaplardan birini (The Mongols) yazan David Morgan, Hülagû'nün baş tarihçisi Vassaf'ın ağzından şu cümleleri aktarıyor; "Tümşehir, hırçın şahinler gibi uçuşan Moğol atlılarının pençesinde kalmıştı. Her eve girip, yastıkları dahi paramparça ederek altın ve mücevher arayan Moğol orduları, o gün tüm kütüphaneleri de talan etmişlerdi. Nehirlerden oluk oluk kan ve mürekkep akıyordu..." Bağdat böylesine bir zulmü, ancak 8 asır sonraki ABD işgalinde tadacaktı...
Abbasi halifesinin işini bitiren Hülagü, şimdi de gözüne Memlüklü Hanedanı'nı kestirmişti. Kahire'ye giden Moğol elçileri, bilindik "Moğollara boyun eğin" mizansenini oynadyacaklardı. Ancak Memluklu Sultanı Kutuz'un cevabı çok daha netti; Moğol elçilerinin kesik kelleleri Kahire kapılarından halkı bir süre selamladı.
İstanbul'un Fethi ve Sinema Sorunsalı
Pzt, 01/25/2010 - 16:25 tarihinde Osman Bulut gönderdi
Ünlü yapımcı Faruk Aksoy, geçen Aralık ayında "Fetih 1453" isimli Türk tarih filmini 2010'da gösterime sokacaklarını belirtti. Filmin 300 Spartalı ve Gladyatör gibi filmlerin teknolojileri ile gerçekleştireceğini belirten Aksoy, filmin danışmanlığını ise Halil İnalcık'ın yaptığını söyledi.
Evet, yıllardır Türk sinemaseverlerin hayali olan birşeydi bu; İstanbul'un fethi sinemaya doğru dürüst bir şekilde aktarılmalıydı. Fatih Aksoy'un söylediklerini bu hayalin gerçekleştirileceğini gösteriyor. Şimdi akıllara takılan birşey var; film tarihi gerçekler üzerinden mi hareket edecek, yoksa gişeye oynayarak gerçekleri ikinci plana mı atacak?
Ha bir de filmin 300 Spartalı vâri bir yapıya bürünerek ideolojik yıpratmalara başvurma durumu var.
Peki bizim filmden beklentilerimz neler?
Selçuklu İhtişamının Son Durağı: Kösedağ Savaşı
Cmt, 01/23/2010 - 12:42 tarihinde Melih Tuncel gönderdi
Türk Tarihi'nin dönüm noktaları olan bazı savaşlar vardır. Talas Savaşı, Dandanakan Savaşı, Malazgirt Meydan Muharebesi, İstanbul'un Fethi, Preveze Deniz Savaşı gibi bir çok önemli savaşta Türkler'in imzası vardır. Buna benzer savaşlardan olan Kösedağ Savaşı 4 Temmuz 1243'te Anadolu Selçuklu Devleti ile Moğollar arasında olmuştur. Bakalım bu savaşın öncesinde, seyrinde ve sonucunda Anadolu Selçuklu Devleti'nde neler olmuştu?
Orta Asya'dan dehşet saçarak batıya açılan Moğol orduları, üzerinden geçtikleri topraklarda kan kusturuyorlardı. Şehirleri yakıp yıkan Moğollar kısa sürede büyük bir imparatorluk haline geldi. Türkiye sınırlarına yaklaşmış olan Moğol ordusunun başkomutanlığına 1241 yılında atanan Baycu Noyan, Babai isyanı dolayısıyla Selçukluların zayıf düşmesini fırsat bilerek 1242 sonbaharında, Erzurum üzerine yürüyerek şehri şiddetle kuşattı ve çok geçmeden de subaşısı Sinaneddin Yakut'un savunduğu şehri işgal ile tahrip etti. Böylece Moğollar, artık istila çemberine Türkiye'yi de dahil etmiş oluyorlardı.
Tuğrul Bey
Cum, 01/01/2010 - 22:22 tarihinde Osman Bulut gönderdiSelçuklu Devletinin kurucusu, Oğuzların Kinik boyundan Selçuk Beyin torunudur. Babasının adi Mikail’dir. Muhtemelen 993 yılında doğdu. Babası Mikail, gazâ akınında şehit düşünce, dedesi Selçuk’un yanında büyüdü. Çocukluğu Cend’de geçti. Büyük bir itina ile yetiştirildi. Ailesinden dinî ve millî terbiye alıp, mükemmel silâh kullanmasını öğrendi.
Selçuk Beyin vefatıyla amcası Arslan Yabgu’nun Selçuklu ailesinin reisliğini almasına, kardeşi Çağrı Bey ile itiraz etmedi. Ancak dedelerinin vefatından sonra iki kardeş Cend şehrini terk ederek batıya göç ettiler. Burada Mâverâünnehr hükümdarı Ilek Nasr’in kendilerine karşı düşmanca siyaseti üzerine Çağrı Bey ile Karahanlı hükümdarı Bugra Han’ın ülkesine gittiler. Tuğrul Bey, Karahanlılar ülkesinde hapis edildiyse de, Çağrı Bey, Bugra Han ordusunu yenip pek çok esir aldı. Alınan esirler karşılığı Tuğrul Bey serbest bırakıldı. Tekrar Mâverâünnehr’e döndüler. Buhara hâkimi Karahanlı Ali Tegin’in aleyhlerine faaliyeti ve yeni durum üzerine Tuğrul Bey çöle çekildi. Çağrı Bey de yeni vatan keşfi için Rum Gazâsına çıktı. İki kardeş, Rum Gazasından alınan ganîmetlerle çok zenginleştiler.
Arslan Yabgu, 1205’te Gaznelilerce esir alınıp, Hindistan’da hapsedilince, iki kardeş ortak iktidar sistemiyle Selçuklu ailesinin lideri oldu. Liderliği Karahanlı Ali Tegin tarafından şüpheyle karşılanınca, ikili liderlik sistemi yerine amcaları Musa’yı Yabgu yapıp, üçlü iktidar sistemine geçtiler. 1034 sonbaharında, Gaznelilerin müttefiki Oğuzlardan Sah Melik, Selçuklulara anî bir baskın yapınca, zayıfladılarsa da, tekrar toplandılar. On bin kişilik kuvvet toplayarak Gaznelilere ait Horasan’a girdiler.
Selçukluların Tarih Sahnesine Çıkışı
Cum, 01/01/2010 - 22:18 tarihinde Osman Bulut gönderdi
Batı Türklüğünün en kalabalık ve güçlü kesimi olan Oğuzlar, II. Göktürk Devleti ve Uygur Kağanlığı zamanında daha batıya göç etmek zorunda kalmıştı. IX. ve X. yüzyıllarda gerçekleşen ikinci göçte, Guz adıyla anılan bir kısım Oğuz kitleleri Doğu Avrupa'ya kadar ilerlemiş, asıl kitle ise Seyhun nehri civarında kalmıştır.
Seyhun bölgesine gelen Oğuzlar, X. yüzyılda kışlık merkezleri Yenikent olan bir siyasî teşkilât oluşturmuşlardır. Başkanlarına Yabgu denildiği için bu devlete de Oğuz Yabgu Devleti adı verilmiştir. Devletin sınırları Seyhun'dan Hazar Denizi'ne kadar uzanmaktaydı. Ancak Oğuz Yabgulularında asıl siyasî ve askerî güç yabgudan çok sübaşı, yani ordu komutanının elindeydi.
Bekçioğlu Emir Afşin
Cum, 01/01/2010 - 22:15 tarihinde Osman Bulut gönderdiAfşin Bey'in Tarih Sahnesine Çıkışı
Sultan Tuğrul ve diğer Büyük Selçuklu Devleti Sultanları Alp Arslan ve Melikşah devirlerinde, Anadolu'nun fethine aralıksız olarak devam edildi. Emir Afşin'i ilk kez Sultan Alp Arslan, zamanında tarih sahnesinde görüyoruz. Şöyle ki: Sultan Tuğrul'dan sonra Büyük Selçuklu Devleti Sultanı olan Alp Arslan, 1064 yılında, Gürcistan ve Doğu Anadolu'ya başarılı bir sefer düzenledi ve fethettiği bölgelere Selçuklu valileri atadı. Ülkenin doğu sınırlarında da fetihler yapmak isteyen sultan, bir süre sonra Anadolu'dan ayrıldı.Bununla birlikte o, bütün Selçuklu emir ve kumandanlarına “Anadolu'da fetihleri kesintisiz olarak sürdürmeleri” buyruğunu verdi; özellikle 1066 yılında, değerli ve deneyimli Selçuklu devlet adamı Hacip Gümüştekin'i, Afşin ile birlikte Anadolu fetihlerini yönetmekle görevlendirdi. Böylece Sultan Alp Arslan ve diğer Selçuklu emir ve kumandanlarıyla Anadolu seferlerine katılması muhtemel olan Afşin Bey'i kaynakların yetersizliği nedeniyle ilk defa bu tarihte tarih sahnesine çıktığı anlaşılıyor. Afşin Bey, Fırat Irmanğı'nı geçerek Adıyaman yörelerine geniş ölçüde akınlar yaptı. Bunun üzerine Bizans uç kumandanı Aruandanos, Selçuklu kuvvetlerinin önünü kesip bir baskın girişiminde bulunduysa da Hoşin Kalesi yörelerinde yapılan savaşta ağır bir yenilgiye uğratıldı, Aruandanos da tutsak alındı. Fakat o, 40 bin altın kurtuluş akçesi karşılığında serbest bırakıldı. Bu başarılı seferden sonra Gümüştekin,Afşin ve diğer Selçuklu komutanları, büyük ganimet ve çok sayıda esirlerle Anadolu fetihlerinde üs haline getirilen Ahlat'a döndüler.



















Son yorumlar
2 gün 9 saat önce
2 gün 10 saat önce
2 gün 10 saat önce
2 gün 12 saat önce
2 gün 13 saat önce
2 gün 22 saat önce
3 gün 11 saat önce
3 gün 15 saat önce
4 gün 10 saat önce
5 gün 15 saat önce