Yakın Türkiye Tarihi
Kurtuluş Savaşı'nın Ekonomik Kaynakları
Sal, 02/09/2010 - 01:56 tarihinde Melih Tuncel gönderdi
Türk Tarihi'nin en dramatik anlarının yaşandığı Kurtuluş Savaşı'nda, ordumuzun durumu, düşman ordusundan çok daha vahim bir durumdaydı. Kimi askerimizin ayakkabısı yırtık kimisinin elbisesi, ama hepsini tek bir noktada birleştiren bir güç vardı; işte o güç, Türklerin her daim genlerinde var olan " vatan sevgisi" idi. Trablusgrap Savaşı'ndan itibaren Türk ordusu ve halkı neredeyse aralıksız devam eden savaşlar silsilesiyle çalkalanıyordu. Çoğu savaştan da ne yazık ki mağlup ayrılıyorduk. Türk ordusunun gücünün henüz tükenmediği Çanakkale Muharebelerinde anlaşılmıştı fakat bu güç bütüne yayılmadığından başarılı olamıyordu. Neticede Mondros Mütarekesinden sonra işgale başlayan İttifak devletlerine karşı Türk halkı müthiş bir direniş gösteriyordu. Bu direnişe ordu katılamıyordu çünkü Mondros Mütarekesinin gereği olarak ordumuz terhis edilmişti.
Yakın Tarihin Karanlık Noktası: Mustafa Kemal & Kazım Karabekir İlişkileri
Sal, 02/02/2010 - 18:45 tarihinde Melis İlkan gönderdi
Tarihi karakterleri çarpıştırmanın basit yollarından birisidir ideoloji. Özellikle Atatürk gibi konularda, bu kült şahsiyetleri tahtlarından etmek için yine farklı bir kült ortaya atılır. Atatürk ve Abdülhamid, veya İnönü ile Menderes gibi.
İşte bu karakter çatışmalarından biri, Milli Mücadele'nin iki büyük komutanı, Mustafa Kemal ile Kazım Karabekir arasında gerçekleştiriliyor son yıllarda. Atatürk'e "din" gibi konularla bel altı altı vuran güruhun başlıca kartlarından biridir Kazım Karabekir.
Peki seksen yıldır bitmeyen bu husumet neydi? Gerçekten böyle bir çekişme var mıydı?
10 Kasım'ın Dünyada Yankıları
Cum, 01/01/2010 - 22:01 tarihinde Osman Bulut gönderdi“Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk milletini yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın onun ardından döktükleri içten gözyaşları, bu büyük kahramana ve modern Türkiye’nin Ata’sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.”
Winston Churchill
Mustafa Kemal Atatürk, şüphesiz tarihte büyük izler bırakan, gelmiş geçmiş en büyük liderlerden biridir. Böyle bir askeri-siyasi dehanın kaybedilişi yalnız hayatını uğrunda harcadığı Türkiye Cumhuriyeti’nde değil bütün dünyada büyük yankılar uyandırmıştır.
Çünkü Atatürk, tam bir mağlubiyet içerisinde olan ülkesinin yeniden ayağa kalkmasını sağlamış, emperyalist güçlere karşı bağımsızlık savaşı açmıştır. Bu nedenle o esaret altındaki bütün milletler için yol gösterici konumunda olmuştur. Öte yandan ülkesinin tekrar aynı duruma düşmemesi için 15 yıl gibi çok kısa bir sürede büyük gelişmeler sağlamış, Türkiye’ye yeni bir vizyon ve misyon kazandırmıştır.”Yurtta sulh, Cihanda sulh” ilkesi doğrultusunda yürüttüğü dış politika ile de Türkiye’yi düşmanı olmayan bir ülke haline getirmiştir. Hedeflerini her türlü zorluğa rağmen uygulamaya geçirmesi, başka hiç kimsenin yapamayacağı kadar kısa sürede yaptıkları ile tüm dünyanın saygınlığını, hayranlığını kazanmıştır.
Atatürk’e duyulan büyük hayranlık ölümünün ardından Türk ve Dünya basınında yazılanlarla, verilen demeçlerle kendisini göstermiştir.
Nihat Erim
Cum, 01/01/2010 - 17:09 tarihinde Osman Bulut gönderdi
İstanbul/Dragos, 1980'nin 19 Temmuz'unda 6 el silah sesiyle sarsıldı. İdeolojik çatışmaların tavan yaptığı, 12 Eylül'ün adımlarının yavaş yavaş duyulduğu bu sıcak temmuz günü sıkılan 6 el kurşun, artık sıradanlaşmış öğrenci kavgalarından biri olarak sanılsa da, kısa sürede Türkiye'yi sarsacak ve 12 Eylül Askeri Darbesi'nin en önemli argümanını oluşturacak bir olaydı aslında. Eski başbakanlardan Nihat Erim, Dragos'taki evinin yakınlarındaki bir deniz klübünde, Dev-Sol militanları tarafından düzenlenen silahı saldırıda kafasına yediği 4 kurşun ile hayatını kaybediyor, ardından "ordu duruma el atmalı" sesleri tavan yapıyordu... Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki öldürülen ikinci başbakan vak'ası gerçekleşmişti!
Suikastin ardından yayınlanan Dev-Sol bildirisinde Erim "oligarşinin köpekliğini yapan eli kanlı bir köpek" olarak nitelendirilecek, Süleyman Demirel ve Türkeş ile beraber Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve diğer idam edilen Dev-Sol militanlarının ölümünden sorumlu tutulacaktı. Nihat Erim'in "12 Mart döneminin eli kanlı bir işkencecisi ve üst düzey faşistlerden biri" olarak gösterildiği bu bildiri, "Demirel'in kumandanlığındaki faşist katliam planlarını protesto etmek için Nihat Erim'i cezalandırdık..." şeklinde bitiyordu. Peki kimdi bu Nihat Erim? Sol örgütlerin tepkisini çekebilecek ne yapmıştı?
6-7 Eylül Olayları
Cmt, 12/26/2009 - 13:06 tarihinde Osman Bulut gönderdiTürk tarihinde kara bir lekedir 6-7 eylül. Ardından yıllar geçse de hâlâ konuşulan, hâlâ tartışılan bir mesele olan bu olayların perde arkası ne yazık ki hâlâ aydınlatılamamıştır.
Bun olayların temel nedeni olan Türk-Yunan ilişkileri, aslında 50'li yılların başlarına kadar çok seviyeli bir şekilde ilerlemişti.Kurtuluş Savaşı'nın hemen ardından düzelen Yunan ilişkilerimiz, 50'li yılların başında Yunan Kralının Türkiye'yi ziyaret etmesiyle tavan yapmıştı.Ancak, herşey Türkiye'nin Nato'ya üye olmasıyla başladı.Özellikle, bu zamandan sonra Kıbrıs'ta kurulan illegal Rum çetelerin Türklere karşı uyguladığı kırımlar, 1955'e gelinirken Türk medyasının gündemine oturmuştu. Dışişleri yetkileleri, ABD ve İngiltere'de bu kırımlarla ilgili müzakereler yaparken, Türkiye'yi ayağa kaldıracak olay meydana geliyordu; Atatürk'ün evinin yakınlarında ufak çaplı da olsa bir bomba patlamıştı...Fitil, ateşlenmişti!

















Son yorumlar
2 gün 9 saat önce
2 gün 10 saat önce
2 gün 10 saat önce
2 gün 12 saat önce
2 gün 13 saat önce
2 gün 22 saat önce
3 gün 11 saat önce
3 gün 15 saat önce
4 gün 10 saat önce
5 gün 15 saat önce